AZ KALSIN CENNETE GİDİYORDUM

 

Tanrı konusunda tereddütleri olan kişiler iyi bilirler. "Bir mucizeden vazgeçtim, eğer varsan bir işaret ver".

1400 yıllık bir kültür mirasının etkileri oldukça fazladır.  Kafamızdaki o soruya cevap bulmak için hep bir işaret bekledik bir dönem boyunca.

 

Kanarya Adalarında beş kişilik bir ekiple okyanusun serin sularına dalış yapıyoruz.

Henüz 20 metre derinliğe varmıştık. Nedenini bilmiyorum ama nefes almakta biraz zorluk çekiyordum. Yoksa tüpün  düğmesini tam açmadım mı filan diye düşünüyorum.  Zaten huzursuzum biraz. Grubun en arkasında kalmışım.

 

Her şey o an oldu.

 

Okyanusun ortasında yirmi metre derinlikte, oldukça net bir şekilde ezan sesi duymaya başladım. İçimden diyorum, lan oolm kendine gel. Yukardaki bir motor sesidir falan. Yok.. diil. Bildiğimiz ezan sesi.

Dedim, tamam  ben öldüm. Aklıma Ay'da ezan sesini duyan Armstrong geldi.  Bir de o adamı geri zekalı yapmadığım kalmıştı.  Haklıymış.  Aha da ben okyanusun yirmi metre derinliğinde ezan sesi duyuyorum.

 

Beklediğim işaret anca geldi. Gülsem mi korksam mı,  yoksa o derinlikte kumların üstünde namaza mı dursam diye düşünüyorum.  Lan bildiğimiz ezan bu. Türkiye'de olsam bi camide ezan okunuyor da sesi dibe kadar geliyor diye düşüneceğim. O da değil.

 

Bu düşünceler arasında oksijen sorununu da unuttum gitti. Oksijen mi?... Tamam şimdi anladım. Ben ölmüşüm bozuk tüp yüzünden.

Ruhum da hala suların altında geziyor.

 

Kumda suların bıraktığı izleri bile arapça yazılara benzetmeye başladım.

Neyse dalış bitti. Karaya çıktık.

Ben bu hızla yarın haca gider ertesi gün de İşid'e bile katılırım.

 

Gruptaki bir arkadaş geldi yanıma.  Duydun mu lan, dedi ezan sesini?

 

Haydaaa!  Grup mesajı gibi olmuş.

 

Olay çözüldü.

 

Grupta dalan Fas'lı bir vatandaş cep  telefonunu su geçirmez özel poşete koyup denize onunla dalmış. Namaz vaktini bildiren alarmı da ezan sesiymiş.

 

Sizin anlayacağınız, İslama dönüp cennetlik kul olmayı kıl payı kaçırdım.