KADINLAR, KOCALARININ NEREDE VE KİMİNLE OLDUKLARINI, NEDEN MERAK EDERLER?

 

Genelde bütün kocaların yakındıkları bir konudur bu.

Olur olmaz bir saatte, iş ortamında, toplantıda, yemekte nerede olursanız olunuz, telefonunuz mutlaka çalar.

 

-Neredesin?

-İşteyim.

-Nerede yani?

-Ofisteyim.

-Yanında kim var.

-Tanımazsın.

-İsmi ne?

-Ya ismini ne yapacan tanımazsın işte.

-Olsun, ismini söyle.

-Muzaffer.

-Kadın mı?

-Ya delirdin mi sen ya? Erkek !

-Telefonu ona ver, sesini duymak istiyorum.

-Saçmalama ! Elin adamına ne diye vereceğim telefonu.

-O zaman beni sevdiğini söyle.

-Biliyorsun.

-Öyle değil tam olarak söyle.

-Seviyorum.

-Yüksek sesle "seni seviyorum karıcım" de.

-Kadın ! Delirme ! Seni seviyorum.

-Hah tamam. Şimdi emin oldum bir kadınla olmadığına şimdi çalışmaya devam edebilirsin. Ben Nurten'lerdeyim biraz gecikeceğim.  Sen ne zaman gelirsin?

-Sen gecikeceksen, ben de biraz daha çalışıp geç gelirim eve canım. Hadi öpüyorum.

 

Evli olup da, bu konuşmalara alışkın olmayan yoktur, eminim.

 

Kadınlarımız ne kadar kıskanç ve bir o kadar da bizlere aşıklar değil mi?

Sevgilerinden, günün her saatinde bizleri aramak ihtiyacı hissediyorlar.

 

Ben de hep öyle sanıyordum.

 

Bir iş arkadaşım var. İsmi Halit. Uzun zamandan beri beraber çalışıyoruz.

Ofisteyiz. Cırt telefon. Eşi telefonda.

Yukarıdaki konuşmaların aşağı yukarı bir benzeri  tekrarlandıktan sonra, kadın hala ikna olmaz, benim sesimi de duymak ister. Ben alırım her seferinde telefonu.

-Oh Atillacım. Sesini duyunca rahatlıyorum gerçekten. Ben bu adama hiç güvenemiyorum nedense. Hep beni aldatma fikri içinde, der ve telefonu huzura ermiş bir şekilde kapatırdı.

 

Dayanamadım bir gün.

-Halitcim ya sen bu kadına neler çektirdin böyle? Sana hiç güvenmiyor. Ne geçti aranızda?

Halit yemin billah ediyor. Bir kere bile karısı dışında bir kadınla ilişkisi olmamış.

İnanıyorum da. Çünkü oldu olası sakindir ve çevresindeki, hatta  iş yerindeki kızlara bile baktığını hiç görmedim. Bırak bakmayı, iki kelimeyi bir araya getirip, kadınlarla sohbet bile edemez utangaçlığından.

 

Bir gün, iş yerindeki teknik bakım yüzünden bir öğleden sonrası ofis kapalıydı.

Halitle işten erken çıktık.

Halit'in oturduğu semtin orada harika bir balıkçı var.

Niyetimiz biraz midye tava, bira falan.

Tam biraları içiyoruz. Halit'in telefonu... Eşiydi arayan.

-Efendim sevgilim... Ofisteyiz canım... Sesler mi...   Ne sesi?... Haa !! Ofisin bahçesindeyiz canım... Atilla var yanımda... dedi ve bana telefonu uzattı.

-Efendim... Merak etmeyin eşiniz benimle... Tabii, tabii...  merak etmeyin, bir yaramazlık yaparsa söz size iletirim... Hadi hoşça kalınız, dedikten sonra telefonunu Halit'e geri verirken; - Hadi biraları içip kaçalım, dedim. Karın seni çok seviyor, ona bir sürpriz yap eve erken git dedim. Beraber yemeğe çıkarsınız. Al kadının gönlünü dedim.

Ve ayrıldık.

 

Ertesi gün Halit iş yerine gelmedi.

O hafta boyunca hiç gelmedi.

İşten istifa ettiğini öğrendim sonrasında.

 

Uzun yıllar görüşemedik.

Bu yıllar zarfında ben de evlendim.

 

Yıllar sonra tesadüfen Halitle karşılaştığımızda anlattı;

 

Halit o akşam beklenilen saatten önce eve gittiğinde. Karısını sevgilisiyle yakalamış. Kadının bir değil bir iki sevgilisi varmış meğer. O kadar sıkça aramasının nedeni, kocasının evinden uzakta, iş yerinde olduğuna emin olmakmış meğer. Benim sesimi duyuyor olması da, işi garantileyen yanı oluyormuş yani.

 

Yarı üzgün yarı şaşkın Halit'i dinlerken...

Telefonum çaldı.

Eşimdi arayan.

-Alo canım...!

-...

-Bir eski arkadaşla sohbet ediyorum canım.

-...

-Yok canım ofisin orada bir kahvedeyiz.

-...

-İsmi mi?? İsmini ne yapacaksın yavrucum. Tanımazsın.

-...

-Anlamadım ! Telefonda sesini mi duymak istiyorsun...???

 

Telefonumu Halit'e uzatım.

- Benim eşim çok kıskanç çook. Bu yanını çok seviyorum. Beni çok seviyor. Ne yapsın kadıncağız.