Atilla Ate Athenrio

UÇMAYI ÖĞRENEN KELEBEK

 

bahar rengine bürünmüştü

iki yana açılmış devasa kanatları

 

güneşe merhaba dedi önce

kendi bile inanamıyordu görüntüsüne

bunca ay bunun için

ama niçin dedi

bilseydim hiç bekler miydim

 

dört bir yanını sarmış çiçekler

kendi gibi rengarenk

 

bizimki biraz ürkek

hangisine konsam

hangisinden bal alsam… diyerek…

 

aylarını yaprağını yiyerek geçirdiği

ağaca baktı yükseğinden…

gülümsedi

biraz da böbürlenerek - hani

duyurmak istercesine sesini

bak

kanatlarım senin yükseğinde şimdi…

 

yanı başında bir çift kanat gördü

bir başka zarif bir başka renk

öpücüklerle merhabalaştılar

 

kanat tozları karışırken birinin diğerine

çiçekler türküler tutturmuştu

haydi gel / kon üstümüze

hangisine, hangisine dedi - yalpalayarak

bir sağa bir sola

biraz da körlemesine

 

birden…

bir çift kanat daha belirdi…

bir gölge…

 

canının yandığını hissetti

bir serçenin sert pençesinde

 

son kez baktı aylarını geçirdiği ağaca

uçalı henüz dakikalar geçmişti - oysa

kal demişti ağacı ona - uçma…

kal bende…

 

gülümsedi canı yanarken

olsun dedi

bir kereliğine de olsa

özgürlük maviliğinde

yükseğinde uçtum ya